Posted by admin @ 7:09 pm

Ehmediye
Bu bölge Selçuk ve Osmanlı döneminden olmalidir. Ehmediye günümüzde tahta evleri, bedesteni camisi ve türbeleriyle hala özgünliğünü koruyabilmektedir.

Kızıl Kule
Askerî amaçla ve limanı kontrol altında tutmak için 1226 yılında yapılmış olan bu anıtsal yapı, Selçuklu sanatının eşsiz örneklerinden olup; Alanya’nın simgesidir.

Damlataş Mağarası: Eğer mağara keşfetmekten hoşlanıyorsanız Damlataş Mağarası’nı gezin. Mağara yakınında Etnografya Müzesi yer almaktadır. Tekneyle üç deniz mağarasına ulaşabilirsiniz; fosforlu kayalarıyla Fosforlu Mağara, korsanların kadın esirleri tuttukları Kızlar Mağarası ve Aşıklar Mağarası.
Alanya’nın mavi bayrak almayı başarmış 9 adet plajı bulunmakta, bunlar :

1) Botanik
2) Keykubat
3) Fuğla 1
4) Fuğla 2
5) Damlataş
6) Grand Kaptan
7) Kleopatra Batı
Titan
Alanya Selçuklu Kalesi
Gelenleri ilk karşılayan Alanya Yarımadası’nın üzerinde bir taç gibi kurulmuş olan ve 13. yüzyıldan kalma şahane Selçuklu Kalesi’dir.

Selçuklu tersanesi
Limanın etrafından dolaşırsanız Türkiye’de başka bir örneği bulunmayan tersaneyi görürsünüz.
Uzun ve denize doğru açılan 5 adet kemerli odaya sahip bu yapı ilginizi çekecektir.

Posted by admin @ 7:08 pm

Çevrede yaban domuzu, tilki, tavşan avına çıkan avcılara da rastlanabiliyor. Kayabalığı tepesinden inen bir heyelanın genişleyen vadiyi tıkaması sonucu olan Çubuk Gölü’nün alanı 15 hektar, derinliği ise 13 metreyle Çubuk deresi oluşturuyor.
anahtar kelimeler: Abant Tatil Yerleri,Abant otelleri,Abant ucuz otelleri,Abant ucuz pansiyonları,Abant pansiyonları,Abant restaurantları,Abant gezilecek yerleri,Abant tarihi,Abant resimleri,Abant araba kiralama,Abant ucuz tatil,Abant hotelleri,Abant ucuz hotelleri,Abant ulaşım,Abant kalacak yerler,Abant haritası,Abant ilçeleri Sakarya nehrinin bir kolu olan Göynük Suyu vadisinde yer alan Taraklı Osmanlı sivil mimarisinin en güzel örnekleriyle buram buram tarih kokan şirin bir ilçe.
İlçedeki 100 ev, Kültür Bakanlığı’nca koruma altına alınarak bölge birinci derece sit alanı ilan edilmiş.

Taraklı, tarihten bu yana, birçok ünlüyü de konuk etmiş. Bunların içinde Atatürk’ün yeri bambaşka. Mustafa Kemal Atatürk, 15 Haziran 1922 günü Beypazarı, Nallıhan, Göynük ve Taraklı yoluyla Geyve’ye gelmiş. Geyve’de Hacı Ata Paşa’nın Konağı’nda geceyi geçirip, ertesi gün Kocaeli grubunu denetledikten sonra, 16 Haziran 1922′de Adapazarı’na gitmiş. Bu vesile ile Atatürk’ün Taraklı’dan geçişi, bugün de aynı gurur ve heyecanla anlatılıyor. Taraklı’da Atatürk için Hükümet Binası önünde toplanan halk, bayraklarla süslü taklar yapmışlar. Kurbanlar kesip 500 metreye yakın halılar döşemişler.

ÇUBUK GÖLÜ

İlçenin kil hamamı kaplıcaları olduğu kadar, “Seçme Ormanı” denilip kayın, gürgen, çak, göknar ağaçlarından oluşan taraklı’ya 20 km. uzaklıktaki “karagöl” isimli yaylası da ilgi görüyor. Deniz seviyesinden 1150 metre yükseklikteki Karagöl’de göl yok ama, yapılaşmanın bulunmadığı bu gizli cennet, pınarları ve ormanları ile, haftasonu piknikçilerinin vazgeçilmez durağı.

Piknik için ille de, göl kenarını tercih ediyorsanız, 30 kilometre uzaklıktaki Bolu iline bağlı, Göynük’ü geçip, 6 km. içeri girerek ulaşılan, “Çubuk Gölü”ne geçebilirsiniz.

Çubuk Gölü’nün geniş kıyı bandında, piknik yapacak ideal yerler bulunuyor. Çevrenin sessizliğinde zaman ise hiçbir hareket olmadığı için, neredeyse duruyor!

Gölün çevresini aracınızla tam turlayamıyorsanız, girişte sağı takip ederek, geniş çim kaplı kıyı bandında par edip, sessizliği dinleyerek Çubuk Gölü’ne karşı farklı bir piknik yapabilirsiniz.

Gölde alabalık ve sarıbalık yaşıyor ama siz yiyeceklerinizi beraberinizde getirmelisiniz. Gölü yüksekten seyreder orman içi villalarda oturanlar, güzellikleri önceden fark etmenin tadını çıkarıyorlar.

Posted by admin @ 7:07 pm

Kır Kahvesi…

Gölcük’te bulunan Kır Gazinosu yanında yer alan Kır Kahvesi ise, doğal ve neşeli ortamıyla özellikle gençlerin yoğun ilgi gösterdiği yerlerin başında geliyor. Burada isterseniz bir çay içebilirsiniz. İsterseniz her türlü organizasyon yapabiliyorsunuz.
anahtar kelimeler: bolu Tatil Yerleri,bolu otelleri,bolu ucuz otelleri,bolu ucuz pansiyonları,bolu pansiyonları,bolu restaurantları,bolu gezilecek yerleri,bolu tarihi,bolu resimleri,bolu araba kiralama,bolu ucuz tatil,bolu hotelleri,bolu ucuz hotelleri,bolu ulaşım,bolu kalacak yerler,bolu haritası,bolu ilçeleri

Nezamanlari Gidilir

İlkbahar : Gidilebilir
Yaz : Tam sezonu
Sonbahar : Gidilebilir
Kış : Uygun değil

Her mevsim ayrı güzelliğe bürünen Aladağlar eteğindeki göllerden biri de Gölcük.
Göknar cinsi çam ormanının ortasında yüzük taşı gibi parıldayan göl, her mevsim bir başka güzel…

Günübirlik veya hafta sonu şehir atmosferinden çarçabuk kurtulmak, bölgesel yemeklerle damak zevkini yaşamak, tertemiz havada yürüyüş yapıp, görsel güzellikleri doyasıya seyretmek isteyenler Bolu Gölcük’e mutlaka uğramalı.

Yaz aylarında yemyeşil çimenlerin arasında yürüyüş yapmanın zevkini en iyi çıkarabileceğiniz Gölcük’te, kışın bembeyaz karlar altında pastoral güzellikler sizi bekliyor. Gölcük, günübirlik piknikçilerin yanında, şifalı suya sahip termal kaplıcaları ve turistik dinlenme tesisleriyle de ilgi çekiyor.

Nasıl gidilir ?
Özel araçla yola çıkanlar, İstanbul yönünden Bolu dağı eteklerine kadar otobanı kullanabilir. Çift yön olarak trafiğe açılan Bolu dağını rahatça geçtikten sonra, Bolu şehir merkezinden 13 kilometre süren, Gölcük - Seben - Kıbrıscık yoluna sapılıyor.

Orman yolunun Milli Parka yaklaşan bölümleri kışın sert geçtiği aylarda zincir takmak gerektiriyor. Bolu’dan minübüsle gitmek isteyenler, Gölcük’e gelmeden 2 kilometre önce ayrılan köy yolunda inmeliler.

Nerede kalınır ?
Gölcük yolu üzerindeki Karacasu mevkiinde Bolu Termal Oteli bulunuyor. Bolu’ya 5 kilometre uzaklıktaki otel Gölcük’e en yakın tesis. Bölgeye tedavi için gelenlere daha ekonomik fiyatların uygulandığı tesis 5′i suit 75 odalı.

Uydu yayın televizyon, direk telefon, müzik yayın gibi hizmetlerin yanı sıra restoranda canlı müzik eşliğinde bölgesel yemeklerden örnekler hazırlanıyor. Konferans salonu, pastane, lobi, bar, bilardo, tenis kortu, profesyonel spor kulüpleri için sahalar, çocuk oyun odaları, disko, oyun salonu, market, jimnastik salonu ve özel otopark gibi üniteler bulunuyor.

Otelin sabah kahvaltısı açık büfe. Öğlen ve akşam yemeklerinde et türü ızgaralı menüler uygulanıyor. Bay bayan karışık kullanılan genel termal banyolardan yararlanmak isteyenler otel müşterisi ise akşam, 21.00-03.00 arası ücret alınmıyor.

Bölgedeki diğer oteller, Köroğlu Oteli , Yurdaer Otel(Bolu), Koru Otel(Bolu) , Esentepe Oteli (Gerede).

Ne yenir ?
Gölcük Kır Gazinosu’nun açık ve kapalı bölümleri ile göl çevresinde, yemek ve piknik yapmak mümkün. Kiremitte odun ateşinde, köy tereyağı ile pişirilen alabalıklar, kılçığı alınmış olarak servis ediliyor. Kiremitte yapılan et sote ise büyük ilgi görüyor.

Kiremitte yapılan diğer bir yemek çeşidi ise, “Gölcük kebabı”.

Bölgenin mantarlarıyla terayağı terbiye edilmiş etle yapılan kebaba tane karabiber, soğan, yeşil biber, dokates ilave edilerek pişiriliyor.”mantar Mantı” sevilen yemekler arasında. Kaşarlı, mantar, pastırma karışımıyla hazırlanan “Gölcük Böreği” bir başka lezzet.

“Keşni Cevizli Erişte Makarnası”, üzerine kurutulmuş yoğurt rendelenmiş, içine ceviz ve tereyağı ezilerek lezzetlendiriliyor.

Alışveriş
Gölcük’te alışveriş yapacak bir yer yok. Çünk etrafında yoğun yerleşim bulunmuyor. Ama Bolu’ya kadar gitmişken, en iyi alışverişi Bolu içinde kurulan köy pazarından yapabilirsiniz. Burada lezzetini unuttuğunuz tadlarda her türlü meyveyi ve sebzeyi mevsimine göre burada bulma şansınız var. Ayrıca istanbul’dan gidenler için alışveriş yapılacak yerlerin başında Koru Oteli’nde satılan reçeller ve diğer yöresel ürünler geliyor.

Bir de otobandan çıktıktan sonra, Bolu Dağı’na tırmanırken yol boyunca satılan ağaç ürünleri de alınabilecekler arasında…

İlginç yerler
Başta İstanbul, Ankara ve Bolu’dan gelen doğaseverlerin bozulmamış bitki dokusuyla başbaşa kaldıkları göl çevresinde dolaşıp piknik yaptıkları Gölcük, Milli Park alanı içinde bulunuyor.

Gölcük aslında suni bir gölet. Göl yözeyi 45 bin metre kare. Çevresi ise 1320 metre. deniz seviyesinden 950 metre yükseklikte. Göl kıyısında yer alan iki yapıdan biri estetik mimarisi ile Orman Bakanlığı’nın misafirhanesi, diğeri ise herkesin yararlanabileceği Kır Gazinosu.

Çevrede piknik masaları, ocaklar, çeşmeler, otopark, tuvalet, büfe ve mescit var. Yaz aylarında gölde kiralık can yelekli sandalla gezi yapanlar, beraberlerinde getirdikleri müzik aletleriyle şarkılar söyleyip, keyifli piknikler yapıyor. Fotoğraf severler ise, her saat ayrı ışık efektleri ile renk değiştiren doğanın fotoğraflarını çekmeyi de ihmal etmiyorlar.

Abant Gölü’nün aksine Gölcük’te özel durumlar haricinde göl çevresinde araçla turlama imkanı yok. Bu yüzden hava olabildiğince temiz ve sessiz. yürüyüşünüzü etkilecek hiçbir yan etki bulunmuyor. İlkbaharda göl yüzeyinde nilüfer çiçekleri açarken, bölge kuş ve kurbağa sesleriyle şenleniyor.

Bir nevi oksijen tedavisi gören havası bölgedeki şifalı suları ve eşsiz bitki örtüsü ile, şehir stresinden, görsel kirlenmeden uzak, doğa ile başbaşa kalabileceğiniz bir yer Gölcük. Buraya TEM otoyolu ile rahat ve kısa bir yolculukla ulaşabirsiniz. Yaz ve kış aylarındaki durumunu gösterdiğimiz Gölcük’e gideceğiniz zamanı siz seçin. Tercihiniz şifalı sulardan yanaysa, kaplıcalar Gölcük’e gelirken karacasu mevkiinde yer alıyor.

TARİHÇESİ

Bolu kaplıcaları, Millattan Sonra I. Asıra dayanan tarihinde Roma İmparatorluğu’nun valisi Pilines tarafından inşa ettirilerek şifa dağıtan tesisler olmuş. MS 5 ve 6. asırda, Anadolu’da meydana gelen büyük depremlerde Bolu kaplıcaları da yıkılmış ve Bizanslılar döneminde işlerliğini kaybetmiş. Selçuklular döneminde Bolu kaplıcaları yeniden ele alınmış. Anadolu Selçuklu Hükümdarı 2. Murat döneminden 13. Asır sonlarına doğru ılıcanın doğu kesimindeki iç havuz yaptırılmış. Osmanlılar döneminde Bolu sancak beyi Kızıl Ahmet Paşa, 1450-1460 yıllarında ılıcanın doğu kısmındaki havuzları da ekleterek, kaplıcanın ana şeklini almasını sağlamış. Çeşitli zamanlarda bakım ve onarımlar gören kaplıca tesisleri, 1985-87 yıllarında aslına uygun yekilde restore edilerek, turistik tesis niteliğine dönüştürülmüş.

KAPLICA SUYUNUN TERMAL ÖZELLİKLERİ

Gündüz hülkü açık, gece otel müşterilerinin kullandığı kaplıca suyu, üç şekilde etkili oluyor.

1. Soğutulduktan sonra, “İçmece” olarak: Üriner sistem hastalıkları(taş, enfeksiyon v.b.), karaciğer, safra yolları hastalıkları, mide bağırsak hastalıkları(kabızlık, ishal). Metabolik hastalıklar(diyabet. gut).Sterilite(kısırlık). Diş çürümeleri.

2. “İnhalasyon”: Nefes darlığı, bazı kalp hastalıkları, hipertansiyonun düzenleyici etkileri.

3. Banyo olarak: İltihaplı romatizmaların akut dönemleri hariç, tüm romatizmal hastalıklarda etkili.

Posted by admin @ 7:06 pm

 Nasıl gidilir ?
ÖZEL ARAÇ
Hafta sonu tatili için ya da birkaç günlüğüne de olsa şehirden kaçmak için, özel aracınızla yola çıkacaksınız İstanbul’dan Çamlıca gişelerinden TEM otoyolununa girmeniz en ideali.

Nezamanlari gidilir

İlkbahar : Gidilebilir
Yaz : Gidilebilir
Sonbahar : Tam sezonu
Kış : Tam sezonu

Esentepe, Bolu il sınırları içinde yer alıyor. Gerede’nin hemen üst kısımlarında yer alan Esenpete yaz aylarında özellikle bol oksijenli havası nedeniyle spor takımlarının gözdesi. Kışın ise kayak tutkunları ve kayağa ilk başlayanlar için ideal yerlerin başında geliyor.

En büyük özelliği kayak pistlerinin yeni kayak öğrenecek ve başlayanlar için çok ideal olması. Ayrıca bol oksijenli ağaçların arasında yürüyüş sevenler için de ideal.

Geredeliler’in seyir tepesi Esentepe, dinlendirici özelliğinin yanı sıra, çeşitli aktivitelerle dolu.

Tüm bölgeyi kaplayan sarı ve karaçam ağaçları, incelenecek ve aynı zamanda uzun süre seyredilecek anıtsal özellikler taşıyor. Mitolojik hikayeler ve Akıncı Türkler’den Horasanlı Ramazan Dede’nin kabrinin de bu tepede bulunması nedeniyle yıllardır korunan ve hiç ağaç kesilmeyen Esentepe’deki en genç çam ağacı 400 yaşında…

Otobandan Adapazarı Kaynaşlı çıkışına kadar gidiyorsunuz. Daha sonra yola Bolu Dağı’nı normal olarak E-5 karayolunu kullanarak devam ediyorsunuz.

Mevsim itibariyle yolda biraz dikkatli olmanızı öneririz.Ne de olsa Bolu Dağı’nda kış için her türlü önlem alınmış olsa da, tedbiri elden bırakmamakta fayda var. Karayollarının görevlileri, tuz kamyonları, keskin paletli buldozerleri ile en kötü havalarda bile sürekli görevlerinin başında…

Abant kavşağından itibaren tekrar otobana girip, Yeniçağa çıkışından çıkarak, eski yoldan Gerede’ye gidin… Kavşaktan bir kilometre sonra, rampaya çıkarak Esentepe’ye ulaşabilirsiniz….
İstanbul’dan Esentepe 300 kilometre, 2,5 saat tutuyor..
Ankara’dan ise 150 kilometre. 1,5 saatte gidebilirsiniz.

OTOBÜS
Otobüs yolculuğunu seçenler, İstanbul’dan Ulusoy, Metro, Avrupa, Karabük Güven gibi acentaların seferleri ile, Ankara’dan Zonguldak, Bartın yönüne giden otobüslerden Gerede’de iniyorlar. Rezervasyon yaptırmışlarsa, telefon edince servis gelip alıyor. Dönüş için telefonla yer ayırtan otel, yolcularını otobüse teslim ediyor.

Nerede kalınır ?
GEREDE Esentepe Mevkii’ndeki yegane konaklama tesisi, 72 oda ve 7 suit dairesiyle hizmet veren Esentepe Oteli… Otelin odaları televizyonlu, banyolu ve balkonlu…

Restoran, bar, dinlenme salonu, gençlik merkezi, spor salonu, sauna, 100 kişilik toplantı salonu ve otoparkı var.

Çeşmelerinden içilebilir dağ suyu akan otelde, bölgenin oksijenli havası nedeniyle, 4-5 saatlik uyku yeterli oluyor.

Sonra ver elini doğa….

Ne yenir ?
ESENTEPE’de yiyeceklerinizin başında tabii ki, kayak pistinde, kar üstünde hazırlanan yarım ekmek arasına, konan köfte ve sucuk geliyor.

Ancak aşçılarıyla ünlü Bolu’nun yetiştirdiği ustaların yaptığı “Esentepe Kebabı”, yiyenlerin damaklarında unutulmaz tad bırakıyor. Yapılışı ise masal gibi.

ESENTEPE KEBABI

Bereketli Gerede Ovası’nın lezzetli patatesleri kibrit şeklinde kesilip kızartıldıktan sonra, tabağa yerleştiriliyor. Üzerine köyün kese yoğurdu sarmısakla karıştırılıp dökülüyor. Diğer tarafta soğan suyu, tuz, karabiber, zeytinyağı, süt karışımında bir gün bekletilerek terbiye edilmiş biftek eti, ince ince kesilip pişirildikten sonra, hazırlanan tabağa konup, üzerine domatesli sos dökülüyor.
Kömür ızgarada pişirilen biber, domates ilavesiyle birkaç yaprak maydonoz tabağın yanına konulup, servis yapılıyor. Kat kat pasta görünümündeki Esentepe Kebabı’nı yöredeki lokantalarda bulabilirsiniz. Esentepe’de kaldığınız otelde bulmak ise aşçının insiyatifinde.

İkna edebilirseniz, afiyetle yiyin…

Cumartesi günü kurulan pazarda, köy ürünleri, zümrüt yeşili çiçek tazeliğindeki filizleriyle kuzu ıspanak, fasulye, ev tarhanası, ceviz, süt, yumurta, tereyağı ile yöresel otlardan ve ünlü kabaklardan alabilirsiniz.

Eylül ayında düzenlenen festivalde pişmiş satılan kazlar ve “Şakşak Helvası” Gerede’nin meşhurları.

Alışveriş
GEREDE’de cumartesi günü kurulan pazarda, köy ürünleri, zümrüt yeşili çiçek tazeliğindeki filizleriyle kuzu ıspanak, fasulye, ev tarhanası, ceviz, süt, yumurta, tereyağı ile yöresel otlardan ve ünlü kabaklardan alabilirsiniz.

Eylül ayında düzenlenen festivalde pişmiş satılan kazlar ve “Şakşak Helvası” Gerede’nin meşhurları.

Şak Şak Helvası ile ilgili yörede söylenen mani, helvanın özelliğini de gözler önüne seriyor.

Gerede’ye gittin mi?
Tozlu Şak Şak helva yedin mi?
Yemediysen,
Ha gittin, ha gittin!
Esentepe’den alabilecekleriniz arasında, Erzurum’dan getirilen petek balı ve Kahramanmaraş’tan alınan orta acılıktaki, pul biber de bulunuyor.

İlginç yerler
GEREDELİLER’in seyir tepesi Esentepe, dinlendirici özelliğinin yanı sıra, çeşitli aktivitelerle dolu.

Tüm bölgeyi kaplayan sarı ve karaçam ağaçları, incelenecek ve aynı zamanda uzun süre seyredilecek anıtsal özellikler taşıyor. Mitolojik hikayeler ve Akıncı Türkler’den Horasanlı Ramazan Dede’nin kabrinin de bu tepede bulunması nedeniyle yıllardır korunan ve hiç ağaç kesilmeyen Esentepe’deki en genç çam ağacı 400 yaşında…

Heykelleşen gövdeleriyle “aşk ağaçları” ve konikleşmiş dallarıyla “avize çam” gibi garip şekilli ağaçlar bulunuyor tepede…

Ağaçların yüksek seviyede olanları, gövdelerinden sarkan sakallarla ilgi çekiyor. Otelin tam karşısındaki Kırklar piknik sahasındaki ormanlık alanda, hava şartları gözönüne alınarak yapılmış, dik çatılı, şık ve farklı görünümlü bembeyaz bir cami bulunuyor.

1500 metreden 1700 metreye çıkanlar, zirvede Kültür Bakanlığı ve Gerede Belediyesi’nin katkılarıyla restore edilerek yenilenen “Keçi Kalesi” ile karşılaşıyorlar.

KEÇİ KALESİ
Kaleyi tırmanırken çıkacağınız patika yol mevsiminde kuşburnu cenneti gibi. Yol, Gerede Ovası manzarasına sahip. Trekking sahası, fauna ve florasıyla hayranlık uyandıran bir parkura sahip.
Bölgede ayrıca çeşitli hayvanlar da yaşıyor. Ötücü kuşlardan saka, karabakkal seslerinin yanısıra, karlık kısımlarda da ayı, kurt, çakal, sansar, karaca, tilki, gibi hayvanları göremeseniz bile ayak izlerine rastlıyorsunuz.

Fişekliği kuşanıp, tüfekli rehber eşliğinde yürüyüşe başlayan gruplar, kaleye yarım saatte çıkıyorlar. Bölgede şubat ve mart aylarında yükselen kar seviyesi nedeniyle, Keçi Kalesi’ne çıkamayabilirsiniz. Ama otelin 100 metre uzağına indirilen lift yanında, 350 metrelik kayak pisti, yeni başlayanlarla, tecrübeli kayakçılara hizmet veriyor.

SİZ DE KAYABİLİRSİNİZ…

Kayak yapmayı bilmiyorsanız ya da “bu yaştan sonra olur mu?” gibi kuşkularınız varsa, hiç endişe etmeyin. Esentepe Kayak Pisti’nde gerekli malzemeleri bulabirsiniz. Malzeme kiraları ve eğitici ücretleri, diğer kayak tesislerine göre hayli uygun.
anahtar kelimeler: bolu Tatil Yerleri,bolu otelleri,bolu ucuz otelleri,bolu ucuz pansiyonları,bolu pansiyonları,bolu restaurantları,bolu gezilecek yerleri,bolu tarihi,bolu resimleri,bolu araba kiralama,bolu ucuz tatil,bolu hotelleri,bolu ucuz hotelleri,bolu ulaşım,bolu kalacak yerler,bolu haritası,bolu ilçeleri

Posted by admin @ 7:02 pm

Şehir gürültüsünden uzak, sessiz sakin bir yerde doğayla baş başa kalmak, yeşil ve mavinin dansını seyretmek, temiz havayı solumak için ideal bir yer Salda… Özellikle Antalya’da kalıp Pamukkale’yi görmeyen gelen turist gruplarının uğrak noktası olan Salda Gölü Burdur ilinin 50 km. batısında yer alıyor. Etrafında kızıl ve karaçam ağaçlarıyla kaplı sık orman örtüsü, değişmeyen görünümü ile eşsiz panorama zamanın durduğu hissine kapılmanıza neden oluyor. Antalya’ya yaklaşık 3 saat uzaklıktaki bu eşsiz yer çoğu kişi tarafından bilinmese de Türkiye’nin en derin, en temiz, en berrak özelliklere sahip gölü olarak tanınıyor. Koruma altındaki gölün şifalı suyu ve cezbedici görünümü ile Salda’ya Göller Bölgesi’nde farklı bir konum kazandırıyor. Yeşilova ilçesi yanındaki krater gölü Salda’nın 184 metre derinliği bulunuyor. Bu derinlik fırtınalı havalarda dibi karışmadığı için Salda Gölü’nün berraklığını bozamıyor.

Suyu şifalı
Göl suyunun terkibinde magnezyum, soda ve kil bulunması bazı cilt hastalıklarının tedavisinde yararlı sonuçlara sebep oluyor. Uzmanların yaptığı araştırmalara göre göl suyu sivilcelere iyi geliyor. Gölün arka kısmında kalan orman örtüsü keklik, tavşan, tilki, yaban domuzu, göl ise yaban ördeklerine ev sahipliği yapıyor.

Yazın bile kar var
Gölü tepeden seyretmek ve fotoğraflamak ise bambaşka bir duygu. Yeşilova’nın içinden geçip Eşeler Yaylası’na doğru çıkarken Radar Tepesi üzerinden bakınca altınızda uzanan yeşille mavinin beraberliğini seyretmek tüm yorgunluğunuzu alıyor. Yaz mevsiminde bile kar bulunan Tınaz Tepesi’ne çıkanlar kar görebiliyor. Bu karlar, görsel güzelliğin yanı sıra köylülerin gelir kaynağı da oluyor. Köy halkı karları pekmezle karıştırıp Perşembe günleri kurulan çok renkli pazarlarda satıyorlar. Yeşilova’ya bağlı 47 köyden gelen ürünler yayla suyu ile sulandığından hem ayrı bir lezzete sahip, hem de bölgenin ürün bolluğu nedeniyle Antalya piyasasına göre daha ekonomik fiyatlı alınabiliyor.

Berraklıkta Dünya İkincisi; Salda Gölü…
Türkiye nin en derin Dünyanın ikinci berrak gölü olan Salda, büyüleyici manzaraya sahip… Şifalı suları ve kızıl, karaçam ağaçlarıyla kaplı ormanı, buz mavisi renkli suyu ile zirvedeki yerini alıyor… Tınaz Tepesi’nde yaz mevsiminde bile bulabileceğiniz bembeyaz karlar, mavi ve yeşilin dostluğuna eşlik ederek doyumsuz güzelliğe renk katıyorlar…

Gölde Deve turu
Türkiye’nin en derin gölü olan Salda kıyılarında süslenmiş develer gezi ve fotoğraf çektirmek isteyen turistlerce kiralanıyor. Deve turu düzenleyenler merdivenle develerin üstüne binenlere ağır adımlarla salına salına göl kenarında deve sırtında gezi zevki yaşatıyorlar. Gezi sırasındaki beyaz sodalı bölgeler dikkat çekiyor. Soda tepeleri oto ve moto-krosçular için tarifi imkansız müthiş duygular tattıran bir parkur niteliğinde. Bu tepeler arasında araç kullanmanın bambaşka bir zevk yaşatırken, kumsuz zemin hiç toz çıkarmıyor, patinaj yaptırmıyor.
Yedi Beyaz Ada
Salda Gölü’ne eğer yaz aylarında giderseniz ilginç yüzey şekilleri dikkatinizi çekecek. Göl içindeki suların çekilmesiyle görülmeye başlayan yedi beyaz ada, gölün güzelliğine bir başka güzellik katıyor. Kışın ise yükselen sular, adaları yutuyor.

Posted by admin @ 7:01 pm

Lila Julia Pansiyon
Tel: (0-252) 496 50 01

Aşkın Pansiyon
Tel: (0-252) 496 50 47

Berlin Pansiyon
Tel: (0-252) 496 54 36

NEREDE KALINIR?
Çadır kurma imkanı da bulunan köyün yanı sıra Bozburun’daki otel ve pansiyonlar alternatifleriniz olabilir. Söğüt Köyü içinde Saranda Pansiyon Restoran ve çeşitli konaklama tesisleri hizmet veriyor. Selimiye Orhaniye gibi yakın yerleşimlerde kalıp Söğüt Köyü’nü günübirlik ziyaret edebilirsiniz.

Posted by admin @ 2:54 pm

YERLEŞİM:
Kocaeli, İzmit Körfezi’nin iki yanında kuzeyde Karadeniz kıyısından, güneyde Samanlı da larının doruklarına kadar uzanır. Batıda İstanbul, do uda Sakarya ili ile sınrlı olan il, körfezi ile Marmara’ya, Kandıra ile Karadeniz’e açılır.
3698 km2 yüzölçümü olan Kocaeli, Marmara Bölgesi’nin yüzölçümü olarak en küçük illerinden biri olmasına ra men, nüfusu birbuçuk milyon kişi olup, %4.3 yıllık artış hızına ile, ülkenin nüfus artışı en yüksek olan ikinci ilidir.
Kocaeli iline ba lı olan ilçeler, Gebze, Körfez, Gölcük, Karamürsel, ve Kandıra’dır.

TARİHÇE:
Marmara Bölgesi’nin Kuzey do u kesiminde yer alan Kocaeli, tarihi gelişimi M.Ö.ki yıllara dayanan ve izleri halen günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin yaşandı ı bir bölgedir.
İlk ça larda, Bithynia adı verilen bölgede kurulan kentler, sırasıyla, Olibya, Astakoz, Nicomedia, İznikmid, İzmid ve Kocaeli adlarını almıştır.
Asya ve Avrupa do al geçiş yolları üzerinde önemli bir kültür, ticaret ve jeopolitik köprü işlevi gören kent, M. Ö. bugünkü İzmit’in güney do usuna, Başiskele çevresine yerleşen Megaralı göçmenler tarafından M.Ö. 712 yılında kurulmuş ve Astakoz adını almıştır. Kent, M.Ö. 300 yılına kadar yöreye egemen olmuş, M.Ö. 500-435 yılları arasında ba ımsız bir kent olarak yaşamış ve kendi adına sikke bastırmıştır. M.Ö. 262 yılında Astakoz halkı, bugünkü İzmit’in bulundu u alanda kurulan bölgeye yerleşmiş ve kent Bithynia kralı olan Nikomedes dolayısıyla Nikomedya adını almıştır. Nikomedya 1331 yılında Osmanlı egemenli ine geçtikten sonra, önce İznikmid, daha sonra İzmid (İzmit) adını almıştır.
İzmit ilk olarak 11. yy ‘ın sonlarında Selçuklular zamanında Türk egemenli ine alındı. (1078) Daha sonra Haçlı Seferleri sonunda kısa bir süre Haçlı Ordusu komutanı Aleksios Komnenos tarafından işgal edildi. Türk egemenli ine kesin olarak geçişi, Orhan Bey döneminde oldu. 1331 yılında Uçbeyi akçakoca tarafından Osmanlı topraklarına katıldı. İl, Kocaeli adını ise, bu yöreyi Osmanlı Devletine katan, Osman Bey ve o lu Orhan Bey’in uç beylerinden olan Akça Koca’dan almıştır.
Bu tarihten sonra kente, önce İznikmid, daha sonra İzmid (İzmit) adı verildi. Kent en parlak dönemine Kanuni Süleyman zamanında ulaştı. 19.yy İstanbul-İzmit arasında işleyen ve 1873 yılında Haydarpaşa-Ankara demiryolunun kente ulaşmasından sonra İzmit’in ticari ve sosyal yaşamı canlanmaya başladı.
I. Dünya Savaşı’nın getirdi i yıkımlar sonucu önemini bir süre yitiren ve İngilizler ile Yunanlılar tarafından işgal edilen İzmit, 27 Haziran 1920 de Türk Orduları tarafından işgalden kurtarıldı. Cumhuriyet Döneminin başlarında İzmirt Kocaeli ilinin merkezi oldu ve 1950′li yıllardan sonra hızla gelişerek büyük bir sanayi ve ticaret merkezi haline geldi.

ULAŞIM:
İstanbul ile komşu olan Kocaeli’nin şehir merkezi İzmit İstanbul’a 85 km’dir. Ankara’ya TEM otoyolu ile ba lıdır. İstanbul Atatürk Havalimanı 90 km.dir.
İzmit Körfezi’nin civarına yerleşmiş olan Kocaeli hem Karadeniz’e hem de Marmara’ya yani iki denize açılımı olan bir ildir. Deniz ulaşımı açısından ülkenin en yo un merkezlerinden biridir. Körfez’de bulunan iki büyük liman (Derince ve Yarımca) yanısıra 34 özel iskele ile deniz ulaşımı yapılmaktadır. Ülkenin demiryolu ve karayolu ba lantıları açısından kilit konumundadır. Ortado u ve Asya karayolu ve demiryolu ba lantıları ilden geçer

Posted by admin @ 3:15 pm

Posted by admin @ 4:11 pm

Kocaeli, Marmara Bölgesi’nde il. Adını, 1320 senesinde İzmit ve havalisini fetheden Akça Kocadan alır.

Coğrafi Konumu

Kocaeli, Marmara Bölgesi’nin Çatalca-Kocaeli Bölümü’nde, 29°22′-30°21′ doğu boylamı, 40 D 31 ‘- 41*13′ kuzey enlemi arasında yer alır. Doğu ve güneydoğuda Sakarya, güneyde Bursa illeri, batıda Yalova ili, İzmit Körfezi, Marmara Denizi ve İstanbul ili, kuzeyde de Karadeniz’le çevrilidir. İl merkezi İzmit’in doğusundan geçen 30° doğu boylamı Türkiye saati için esas kabul edilir. Kocaeli ilinin yüzölçümü 3.505 km 2 ‘dir. Asya ile Avrupa’yı birleştiren önemli bir yol kavşağında bulunmakta­dır. Doğal bir liman olan İzmit Körfezi işlek bir denizyoludur. İlin kuzeybatı yüzündeki İstanbul il sınırı, Gebze ile İstanbul arasında akan Kemiklidere’ nin doğusundan geçer. Güneybatıda İstanbul-Kocaeli sınırı İzmit Körfezi’nin karşı kıyısında Yalova topraklarıyla son bulur. Bursa sınırını Sa­manlı Dağları’nın tepelerinden geçen hat oluşturur. Güney­doğuda bu sınır Maşukiye’ nin hemen yanındaki Sapanca Gölü kıyısında Sakarya iline dayanır.

Dağlar

Sakarya Nehri’nın batı yakasından başlayarak Pamukova ve İznik Gölü’nün kuzeyinde Bozburun’a kadar uza­nan Samanlı Dağları İzmit, Sapanca ve Adapazarı çöküntü alanına hâkim bir konumdadır. Samanlı Dağları’nın en yüksek noktası 1.601 m’ ye erişen Kartepe’dir (Keltepe). İldeki diğer önemli dağlar Dikmen Dağı (1.387 m), Naldöken Dağı (1.125 m), Naz Dağı (917 m) ve Çene Dağı’dır (646 m).|

Ovalar ve Platolar

İlde çok sayıda küçük dere vadisi vardır. Ovalar genellikle akarsuların yığıntılarıyla oluşmuş küçük alüvyal düzlükler niteliğindedir. Karadeniz’e dökülen akarsuların oluşturduğu vadiler, Kocaeli yarımadası’nın yeni bir biçim almasına yol açan tektonik hareketlerin öncesinde ortaya çıkmış, buna karşılık Marmara Denizi’ne dökülen akarsu vadileri bu hareketlerin sonrasındadır.

Kocaeli Yarımadası’nın bugünkü biçimi, İzmit Körfezi ve Sapanca Gölü gibi tektonik çöküntüler, Karadeniz gibi çanaklaşmalar ve deniz yüzeyindeki değişmelerle belirlenmiş yarımadanın kıyı kesimlerinde denize taraçalar oluşmuştur. Bu arada akarsuların aşağı çığırlarında da genişleyen alüvyal dolgu tabakalar ve kıyı birikim kuşakları oluşmuştur. Daha öncede belirtildiği gibi yarımadadaki su bölümü çizgisi, İzmit Körfezi’ne çok yakın bir kesimden geçmektedir.

Akarsular

İl topraklarından kaynaklanan suların bir bölümü Ka­radeniz’e, bir bölümü de Marmara Denizi’ne ulaşır. Kocaeli Yarımadasında uzanan dağların sırtı İzmit Körfezi ve Mar­mara’ya daha yakın olduğundan Karadeniz’e dökülen akar­sular daha uzundur. Gebze’nin Tepecik köyü yakınlarından doğan 71 km uzunluğundaki Riva (Çayağzı) Deresi İstanbul Boğazı giri­şinin doğusunda Karadeniz’e dökülür. Ağva Deresi de denen Göksu Deresi Karayakuplu köyü yakınlarından çıkar ve Ağva’da Karadeniz’e ulaşır. Yine Karadeniz’e dökülen Yulaflı Deresi’nin uzunluğu 43 km’dir. Üzerinde İstanbul kentine su sağlayan Darlık Barajı bulunan Darlık Deresi de il toprak larından doğar. Denizli köyünden doğup Karadeniz’e dö­külen Kocadere’nin uzunluğu 50 km’dir. İ! topraklarından doğup, il sınırları içinde Karadeniz’e dökülen başlıca akarsu Kandıra ilçesindeki Sansu’dur. Sakarya Nehri’ne Karadeniz’e dökülmeden önce katılan son akarsu olan Kaynarca Deresi de Kandıra ilçesinden doğar. Samanlı Dağları’ndan doğan Kirazdere İzmit kentinde körfeze dökülür. Bu dere üzerindeki Kirazdere Barajı’nın yapımı 1997′de tamamlanmıştır. Gebze ilçesindeki Dilovası Deresi’nin uzunluğu 12 km’dir. Pelitli kö­yünün güneyinden ve Tavşanlı köyünün kuzeyinden geçerek İzmit Körfezi’ne dökülür.

Göller

Batı bölümündeki 7 km’si Kocaeli sınırları içerisinde kalan Sapanca Gölü’nün yüzölçümü 47 km2dirUzuntarla, Maşukiye ve Eşme Beldelerine sınırdır.. İzmit kentine su sağlayan Kirazdere Barajı’nın ardında yer alan yapay göl ise 1,74 km2lik bir alanı kaplar. Bir başka yapay göl de İzmit Büyükşehir Belediyesi tarafından kentin su ihtiyacını karşıla­mak için yaptırılan barajın ardında su toplanması sonucu oluşan Yuvacık Baraj Gölü’dür.

İklim

Körfez kıyılarıyla Karadeniz kıyısında ılıman, dağlık kesimlerde daha sert bir iklim hüküm sürer. Kocaeli ikliminin, Akdeniz iklimi ile Karadeniz iklimi arasında bir geçiş oluştur­duğu söylenebilir. İl merkezinde yazlar sıcak ve az yağışlı, kışlar yağışlı, zaman zaman karlı ve soğuk geçer. Kocaeli’nin Karadeniz’e bakan kıyıları ile İzmit Körfezi’ne bakan kıyılarının iklimi arasında bazı farklılıklar göze çarpar. Yazın körfez kıyılarında bazen bunaltıcı sıcaklar yaşanırken Karadeniz kıyıları daha serindir- İl merkezinde ölçülen en yüksek hava sıcaklığı 41,6°C (11 Ağustos 1970), en düşük hava sıcaklığı -8,7°C (4 Şubat 1960), yıllık ortalama sıcaklık ise 14,8°C’dir. Karadeniz kıyısında yıllık ortalama yağış miktarı 1.000 mm’yi aşar. Bu miktarı güneye doğru gidildikçe azalır, İzmit’te 800 mm’nin de altına düşer (784,6 mm). Samanlı Dağlan’nın kör­feze bakan yamaçlarında iklim Karadeniz kıyılarına benzer. Yağış miktarı da bu kesimde farklıdır. Rüzgârlar kışın kuzey ve kuzeydoğudan, yazları ise kuzeydoğudan eser.

Bitki Örtüsü

Kocaeli’nde bitki örtüsü, genelde Marmara Bölgesi özelliğini taşımakla birlikte, kıyısıyla dağlık alanlar arasında önemli farklılıklar görülür. Ayrıca kuzeyden güneye doğru gidildikçe Karadeniz kıyısına özgü bitki topluluklarının yerini Akdeniz bitkileri almaya başlar. Samanlı Dağları ile Karadeniz kıyısı ardındaki alanlar sık ve nemcil ormanlarla kaplıdır. Bu ormanlar daha çok kayından oluşur; bazı kesimlerde kayına gürgen, kestane ve meşe de karışır. Samanlı Dağlan’nın yüksek kesimleri iğneyapraklılarla örtülüdür. İzmit Körfezi’nin kuzey ve doğu­sunda Akdeniz iklimine özgü makilere rastlanır. Eskiden kör­fezin kuzey kıyılarında yaygın olan zeytinlikler kent ve sanayi alanı elde edilmesi amacıyla yok edilmiş durumdadır. Tahrip edilen ormanlık alanlar step bitkileri ve yalancı makilerle kaplıdır. arasıra değişebilir