Posted by admin @ 7:39 pm
Shelved under HATAYTATİLİ

SamandaÄŸ’ın en yüksek tepesinde M.S. V. yy ‘da Terki Dünya Tarikatı’nın merkezidir. Simon bir manastırda aldığı temel din eÄŸitiminden sonra kendini kentin dışında bir hücreye kapattığı, burada 3 yıl yaÅŸadıktan sonra kentin yakınındaki bir daÄŸa çıkarak kendini bir kayaya zincirlediÄŸi ve çevresine çizdiÄŸi bir çemberin dışına çıkmadan yaÅŸamaya baÅŸladığı rivayet edilir. Simon Manastırı Hıristiyanlık dünyasının her yanından ziyaret edilmektedir.

Posted by admin @ 7:37 pm
Shelved under HATAYTATİLİ

M.Ö. 310′da Selefkilerin kurduÄŸu önemli bir liman kentidir. İlk iskanı Paleolitik çaÄŸda baÅŸlamış olan Çevlik (Seleucia Pieria) antik kenti devletin liman kenti, Antakya ise baÅŸkent olmuÅŸtur. İsa Peygamberin havarilerinden St. Paul bu limandan ilk seyahatini Tarsus’a yapmıştır. Dor mabedi de burada bulunmaktadır. Selefkos Roma döneminde donanma üssü olarak kullanılmıştır.

Liman Asi ırmağının ağzında kurulmuş olup, sürekli alüvyonlarla dolma tehlikesi altında kaldığı için M.S. I. yüzyılda Roma İmparatoru Vespasianus bu tehlikeyi önlemek amacıyla, 1330 metre uzunluğundaki Titus-Vespasianus tünelini yaptırmıştır. Tünelin yakınında Roma döneminde yapılan kalker taşa oyulmuş 12 kaya mezarı vardır. Beşikli Mağara adıyla anılan mezarın bulunduğu mağara en genişi ve en ünlüsüdür.

Posted by admin @ 7:36 pm
Shelved under HATAYTATİLİ

Nur DaÄŸları’nın eteklerinde ÅŸirin bir kıyı kentçiÄŸi olan Payas (Yakacık), Antik dönemde Baias adıyla bilinmektedir. Mimar Sinan tarafından 1574 yılında yapımı tamamlanan Sokullu Mehmet PaÅŸa Külliyesi Payas’a önemli bir iskele ve konaklama merkezi hüviyetini kazandırmıştır. Külliyenin batısında yer alan ve yabancı gemilerin su ihtiyaçlarını karşıladıkları Payas Kalesi’nin çevresi hendekle çevrili, 7 burçlu ve 8 kulelidir.

Payas, haçlılardan kalan kalenin deÄŸerlendirilmesi ve denize yakın bir konumda olması nedeniyle 16.yy’da II. Sultan Selim zamanında sahile iskele, gümrük, tersane, kule ve külliye yapılarak Derbent (sınırlarda bulunan küçük kale) teÅŸkilatı ile baÄŸlantılı bir menzil yeri olarak belirlenmiÅŸ ve uzun yıllar da kullanılmıştır.

Posted by admin @ 7:35 pm
Shelved under HATAYTATİLİ

Deniz ve kumu ile bölgenin en önemli turistik merkezlerinden Arsuz görülmeye değer bir yerdir. Bunun yanı sıra; Sütunlu Liman, Frank Limanı, Şato Kalıntısı (Karakol Şatosu), Şalen Kalesi, Sarıseki Kalesi, Arabistan yolunu kontrol etmesi açısından önemli olan ve içinde bir kilise bulunan Bakras Kalesi, Yunus Peygamberin Yunus balığının karnından burada çıktığına inanılan İskenderun kentinin giriş kapısının kalıntısı olan Yunus Sütunu, Mancınık Kilisesi de ziyaret edilmesi gereken yerlerdendir.

Hıdır Bey köyünde 2000 yaşında olduÄŸu tahmin edilen tarihi 20 metre yüksekliÄŸindeki dev Çınar AÄŸacı, El Mina Antik Kent ve Limanı, Erzin, Erzin’in kuzeybatısında Kilikya kenti olan Issos’un çevresindeki ovada Makedonya Kralı Büyük İskender, Pers İmparatoru III. Darius Codoman’ı yendiÄŸi ve içerisinde Cenevizlilerden kalan bir liman ve kale kalıntıları, tapınak, su depoları ile kemer kalıntılarının bulunduÄŸu Issos Harabeleri (Issus) görülmesi gereken yerlerdir.

Posted by admin @ 7:33 pm
Shelved under HATAYTATİLİ

Hatay iline bağlı İskenderun, kendi adıyla anılan körfezin kıyısındaki modern bir kenttir.Kıyının hemen gerisinde bir duvar gibi yükselen Nur Dağlarına sırtını vermiş, yeşil ve dört mevsim sıcak bir turizm merkezi, bunun yanı sıra da işlek bir ticaret limanıdır.

Tarihçe:M.Ö.333 yılında Makedonya Kralı Büyük İskender’in İran İmparatoru III.Darius’u Issos Vadisi’nde yenilgiye uÄŸratmasıyla Alexandretta ÅŸehrinin temeli atılmıştı. İskenderun, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerini de yaÅŸamıştır.

İklim: İlçede Akdeniz iklimi görülür.

Posted by admin @ 7:43 pm
Shelved under HATAYTATİLİ

HATAY
GENEL BİLGİLER
Yüzölçümü: 5.403 km²
Nüfus: 1.109.754 (1990)
İl Trafik No: 31
Antakya yöresini çekici kılan ve tarihi boyunca göçlere açık olmasını saÄŸlayan, yaÅŸamı kolaylaÅŸtıran iklim koÅŸulları ve verimli topraklarının yanı sıra Anadolu’yu Çukurova yoluyla Suriye ve Filistin’e baÄŸlayan yolların kavÅŸak noktasında bulunmasıdır. Ayrıca Mezopotamya’dan Akdeniz’e çıkmak için kullanılabilecek en uygun limanlar yine bu bölgededir.
Hatay, inanç turizmi merkezleri, antik kentleri ve yaylalarıyla turizm potansiyeline sahip bir ildir.
İskenderun
Hatay iline bağlı İskenderun, kendi adıyla anılan körfezin kıyısındaki modern bir kenttir. Kıyının hemen gerisinde bir duvar gibi yükselen Nur Dağlarına sırtını vermiş, yeşil ve dört mevsim sıcak bir turizm merkezi, bunun yanı sıra da işlek bir ticaret limanıdır
Cami ve Kiliseler
Önemli bir inanç turizmi merkezi olan Hatay’da, dünyanın ilk Katolik Kilisesi olan Saint Pierre Kilisesi bulunmaktadır. Hıristiyanlık tarihinde önemli bir yere sahip olan Hatay, aynı zamanda dört büyük patriklik merkezinden biridir.
St. Simon Stylite Manastırı , Yayladağı Barleam Manastırı ve Keldağı Barleam Manastırı önemli manastırlarıdır.

Habib Neccar Cami, Şeyh Ahmet Kuseyri Cami ve Türbesi, Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi, Payas Sokullu Külliyesi ve Ulu Cami görülmeye değerdir.
Hatay Cami ve Kiliseleri
Santa Kiliseler Grubu (Dumanlı-Merkez)

GeçmiÅŸte önemli bir yerleÅŸme yeri olan Santa (bugünkü adıyla Dumanlı) yerleÅŸimi Gümüşhane’ye 45-50 km mesafede bulunmaktadır. Buradaki mahallelerden; Terzil’de St. Theodor Kilisesi, Binatlı’da İlyas Peygamber Kilisesi, İşhan’da St. Kiryaki Kilisesi ve İşhan PiÅŸtoflu’da St. Christopher Kilisesi, Çakallı’da Çakallı Kilisesi, Çinganlı’da St. Konstantinos ve St. Petros Kiliseleri önemli olanlarıdır.
Bu kiliselerin 1860-1870′lerde yapıldığı tahmin edilmektedir. Özgün kapı, pencere çerçeveleri, kabartma haçları ve çan kuleleri ile ilgi çekici yapılardır.
Surlar
Antakya’nın etrafı Seleukus döneminde yüksek surlarla çevriliydi. Surlar üzerinde 360 nöbetçi kulesi ve Habib Neccar Dağı’nın en yüksek ve sarp tepesinde de halen kalıntıları olan bir iç kale bulunuyordu.

Demirkapı: Hacıkürüş deresinden gelen ÅŸiddetli selleri kontrol edebilmek için Habib Neccar Dağı ile Haçdağı’nı birbirinden ayıran derin ve dar vadi üzerinde surların devamı niteliÄŸinde yüksek ve saÄŸlam bir duvar olarak yapılmıştır. Aynı zamanda ÅŸehrin giriÅŸ kapılarından biri olarak kullanılan bu duvar günümüzde hala ayaktadır.
Köprüler
Demirköprü: Antakya ile Reyhanlı arasında, Asi Nehri üzerindedir. OrtaçaÄŸ’da bölgenin en önemli geçitlerinden ve Antakya savunmasında büyük rol oynayan bir köprüdür. TaÅŸtan yapılmış ve iki ucunda kuleleri ile kapıları olan köprünün kuleleri yıkılmıştır, ancak köprü halen kullanılmaktadır.

Dana Ahmetli Köprüsü: Kırıkhan Ovası’nda, Karasu Nehri üzerindedir. 6 gözlü bir taÅŸ köprüdür. 16. Yüzyılda Mimar Sinan tarafından yapıldığı sanılmaktadır.
Kaleler
Koz Kalesi: (Kürşat Kalesi)Antakya Prensliği zamanında yapıldığı sanılan kalenin büyük blok taşlarla yapılmış iki burcu halen ayaktadır.

Bakras Kalesi: Antakya - İskenderun yolunun 27. km. sinde, yoldan 4 km. kadar içerde sarp bir tepe üzerine çok katlı olarak kurulmuş olan kalenin halen birçok mekanı sağlam durumdadır.

Payas Kalesi: 1567 de hendeği ile birlikte restore edilmiş bir Osmanlı kalesidir. Son yüzyılda hapishane olarak kullanılmıştır.

Mancınık Kalesi: Payas - Dörtyol arasında sarp bir tepe üzerinde 1290 yılında yapılmıştır. Çok az kalıntısı vardır.

Cin Kulesi: Kale ile liman arasında, limanı korumak amacıyla 1577 yılında yapılmış bir karakol kulesidir.

Darbısak Kalesi: Kırıkhan ile Hassa arasında, Kırıkhan’a 4 km. uzaklıkta bir tepe üzerindedir. Beyazid Bestami Makamı Darbı-Sak Kalesi üzerindedir. 19. yüzyıl sonlarında burada bir cami ve türbe yaptırılmıştır. Her yıl binlerce kiÅŸi ziyaret eder.
Hanlar, Hamamlar
Antakya içerisinde hemen hepsi geçmiş yüzyıllarda vakıflar tarafından yaptırılmış olan bir çok han ve hamam vardır. Halen çalışan han ve hamamlar geçmişin kültürel özelliklerini, mimari yapısını bu güne getirmişlerdir. Cindi Hamamı, Saka Hamamı, Meydan Hamamı, Yeni Hamam, Kurşunlu Han, Sokullu Hanı halen kullanılır olanıdır.
NE YENİR?
Hatay’da yörenin güzellikleri, ÅŸekilleri, tatları, renkleri mutfaÄŸa yansıtılmış olup, oldukça zengindir. Bunlardan Oruk, Öcce, EkÅŸili Börülce, Beyaz Kabak Boranisi, Cevizli Biber (Muhammara), Bakla Ezmesi, Humus, Nazlı Et YemeÄŸi ile Peynirli Künefe ve TaÅŸ Kadayıf tatlıları damak zevkinizin çeÅŸitliliÄŸini arttıracaktır.
YAPMADAN DÖNME
Arkeoloji Müzesi, St. Pierre Kilisesi, Habib-i Neccar Camii, Antakya Kalesi, Çevlik Ören yeri, Titus Tüneli, St. Simen Manastırı, Eski Antakya evleri Harbiye Mesire yeri, Sokullu Mehmet PaÅŸa Külliyesi, Arsuz Sahil ÅŸeridi, Bakras Kalesi, Koz Kalesi’ni gezmeden,
İçli Köfte, Aşur, Ekşi Aşı, Humus, Cevizli Biber, Kaytaz Böreği, Katıklı Ekmek; Tatlı olarak: Künefe, Taş Kadayıf, Kabak Tatlısı, Kereviç yemeden,
Defne sabunu, İpek dokumacılık, Biber Salçası, Nar Ekşisi almadan
…Dönmeyin

turizm.gov.tr den alıntı yapılarak düzenlendi

Posted by admin @ 12:31 pm
Shelved under HATAYTATİLİ

Kanada, İtalya, İngiltere, ABD ve Türkiye´den 18´i yabancı toplam 30 kişilik ekibin görev aldığı Atakya-Reyhanlı Karayolu üzerindeki kazı alanından tam 30 bin tarihi eser çıkarıldı. İşte dünyanın bitmesini beklediği arkeolojik kazı:

Antakya-Reyhanlı Karayolu’nun kuzeyinde bulunan Tayinat Höyüğü’nde 1930 yılından beri yapılan kazalarda, 30 bin eser bulunduÄŸu bildirildi.

Antakya-Reyhanlı Karayolu’nun kuzeyinde bulunan Tayinat Höyüğü’nde, Kanada’nın Toronto Üniversitesi Yakın ve Orta DoÄŸu Uygarlıkları Bölümü Öğretim Üyesi ve Tell Tayinat Arkeolojik Projesi (TAP) Kazı BaÅŸkanı Doç. Dr. Timothy Harrison nezaretinde gerçekleÅŸtirilen kazı çalışmalarına, Kanada, İtalya, İngiltere, ABD ve Türkiye’den 18′i yabancı toplam 30 kiÅŸilik ekip katılıyor.

Doç. Dr. Harrison, yaptığı açıklamada, Tayinat Hüyüğü’nde eski çaÄŸda, Orta DoÄŸu’daki kentsel kurumların tarihi geliÅŸimi konusunda önemli ip uçları elde ettiklerini belirterek, ÅŸunları söyledi:

“Tayinat’ı kazdıkça farklı uygarlıklara ait kalıntılar çıkıyor. Özellikle kazı tamamlanınca Hititler konusunda bilinmeyen kalmayacak. Bu nedenle dünyanın gözü bu kazılardan çıkacak sonuçlarda. Burada, ilk kentsel toplumların geliÅŸtirdikleri sosyal, ekonomik ve politik kurumların araÅŸtırılmasına katkı saÄŸlayarak karanlık çağın aydınlanması gerçekleÅŸecektir. Luwia yazıtlarına göre, Tayinat Halep’ten Hatay’a kadar uzanan Padasatini Krallığı’nın baÅŸkenti konumunda.”

Kazıların 15 yıl daha sürebileceÄŸini tahmin ettiklerini belirten Doç. Dr. Harrison, Tayinat Höyüğü’nün aynı bölgede bulunan Atçana Höyüğü ile de benzerlik gösterdiÄŸini ve bağının bulunduÄŸunu belirtti.

Posted by admin @ 7:46 pm
Shelved under HATAYTATİLİ

Bakras Kalesi

Iskenderun-Antakya yolu üzerinde 15 km’dedir. Havası, suyu ve manzarasıyla yaz aylarında aranan yaylalardandır.

Yunus Sütunu

İskenderun-Payas demiryolu üzerinde, İskenderun kentinin giriş kapı kalntısıdır. Yunus peygamberin yunus balığının karnından burada çıktığına inanılır.

Sokollu Mehmet Paşa Kervansarayı

İskenderun-Adana karayolunun 22 km. sinde bulunan Payas’tadır. Payas’ın doğusunda büyük bir avlu vardır. Avlunun etrafında ve içinde yolcuların barınması için kubbeli odalar mevcuttur.

Arsuz (Uluçınar)

İskenderuna asfalt yolla bağlı, 33km. güneyinde bulunan bu köyün, kıyı ve tepe eteğinde, Helenistik döneme ait seramik parçaları bulunmuştur. Halen çevrede de nekropol (antik mezarlık), antik yol ve mozaik kalıntılarına rastlanmaktadır.

Şehrin geçirmiş olduğu şiddetli deprem ve bombalamalardan dolayı merkezde, geçmişten günümüze pek bir şey kalmamıştır. Antakya’dan İskenderun’a girişteki Liman kalıntılarına ait duvarlarla sehir merkezindeki tarihi binalar mevcuttur.

Yavuz Sultan Selim Kervansarayı
Belen bucağındaki bu kervansaray, II. Selim tarafından yaptırılmıştır. Halk arasında Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırıldığına inanılan bu kervansaray, halen kahvehane ve otel olarak kullanılmakta olup özelliğini yitirmiş durumdadır.

Şato Kalıntısı
Şehir merkezinde Katoni’nin bahçesinde olup denizden 100m. İçeridedir. Skaibas Limanı kalıntısı olup aynı zamanda savunma kalesidir.

Sarıseki Kalesi
İskenderun-Adana asfaltının 10. km.de deniz kenarında bir tepe üzerine kurulmuştur. Kapıları üzerinde N.950-956 tarihi yazıları bulunmaktadır. Şimdi askeri birlik içinde kalan Sarıseki kalesinin Helenistik devire ait olduğu sanılmaktadır.

Åžen Kale
Kırıkhan ile İskenderun arasında Amanos dağlarının yaylalık kısmında , 1250 m. Yükseklikte sarp ve kayalık bir tepede kurulmuştur. Haçlılar döneminde bir karakol kalesi olarak yapılmıştır. Kaleye güneyden patika bir yolla çıkılır.

Frank Limanı
Domuz Burnu güneyinde olup yolu olmayan bir liman kalıntısıdır. Helenistik devire ait olduğu sanılmaktadır.

Sütunlu Liman
Uluçınar’a yakın olan Helenistik dönem özelliğini taşıyan bir liman kalıntısıdır. Yolcu olmadığından ancak deniz motorlarıyla ulaşım imkanı vardır.

DOĞAL GÜZELLİKLERİ

Belen

Iskenderun-Antakya yolu üzerinde 15 km’dedir. Havası, suyu ve manzarasıyla yaz aylarında aranan yaylalardandır.

Arsuz

İskenderun’a 33km. mesafede kurulu yerleşim merkezi olan Arsuz, Akdeniz sahillerimizin belli başlı turistik ve sayfiye yeri olarak bilinir. Deniz ve kumu güzel olan Arsuz’un nüfusu, yerli ve yabancı turistlerin akınıyla yazın 30.000 kişiye ulaşır.

Sarımazı

İskenderun-Antakya karayolunun 10km. de yer alan Sarımazı, çamlık ve deniz manzaralı olup çevre halkının gittikleri dinlenme ve piknik yeridir.

SoÄŸukoluk

İskenderun halkının en çok tercih ettiği yerlerin başında gelen Soğukoluk yaylası, oldukça serin olup, İskenderun’a 18 km. uzaklıktadır. Soğukoluk, suyu ve havasıyla çok güzel çamlık bir yayladır.

Gülcihan

İskenderun-arsuz yolu üzerinde ve İskenderun’a 27km. uzaklıktadır. Kumu ve deniziyle ün yapmış olan Gülcihan, yaz aylarında kamp yeri olarak tercih edilmektedir.

Atik

Yörenin en beğenilen suyunun bulunduğu Atik, Iskenderun-Antakya karayolu üzerinde, Belen gediğinden doğuya, toprak bir yolla ayrılan, Belen’e 10 km. mesafede şirin bir piknik yeridir.

Nergizlik

Suyu, manzarası ve havasıyla ünlü, İskenderun’a 13 km. uzaklıkta, Soğukoluk yolu üzerinde kurulmuş bir yayladır.

Posted by admin @ 3:52 pm
Shelved under HATAYTATİLİ

Osmanlı Devleti’nin 1516 yılında Memluklerden zapt ettiÄŸi Antakya, önce Halep’e baÄŸlı bir sancak ve daha sonra kaza olarak yönetilmiÅŸtir. Bu dönemde Antakya, Asi Nehri ile Habib Neccar Dağı arasındaki dar ve meyilli alanda, 1,5-2 km2′lik bir alan üzerine yerleÅŸmiÅŸ orta büyüklükte bir ÅŸehirdi. Osmanlı Devleti’nin Hatay’daki hakimiyeti 1918 yılına kadar devam etti. Mondros Mütarekesinden sonra iÅŸgale uÄŸrayan ve 1921 yılında Türkiye sınırları dışında kalan Antakya, İskenderun ve havalisinde İskenderun Sancağı adıyla bir yönetim kuruldu. 1938′de bu Sancak’ta kurulan “Hatay Devleti”, Hatay Devlet Meclisi’nin aldığı kararla 29 Haziran 1939 tarihinde sona erdi, 23 Haziran 1939′da “Hatay” adıyla bir vilâyet olarak Türkiye’ye katıldı.

Türkiye’nin güney illerinden biri olan Hatay, Akdeniz’in doÄŸu ÅŸeridinde 35 derece 52 dakika-37 derece 4 dakika kuzey enlemleri ile 35 derece 40 dakika-36 derece 35 dakika boylamları arasında yer alır. doÄŸusunda ve güneyinde Suriye, batısında Akdeniz, kuzeybatısında Adana, kuzeyinde Osmaniye ve kuzeydoÄŸusunda Gaziantep bulunur.

İl topraklarının yüzölçümü 5403 kilometrekare ve nüfusu 1997 sayımına göre 1.192.393 ve 2000 sayımına göre de 1.256.726 kişidir. nüfus artış hızı yaklaşık olarak %1.2 dir. il topraklarının %46 sını dağlar, %33 ünü ovalar ve %20 sini platolar oluşturur.

İl topraklarının en önemli yükseltisini kuzey-güney hattında uzanan Nur DaÄŸları (Gavur daÄŸları ve Amanos daÄŸları olarak da bilinir) oluÅŸturur. Bu sıradaÄŸların en yüksek noktası ise Mığırtepe’dir(2240 m.). DiÄŸer önemli yükseltiler Ziyaret dağı ve KeldaÄŸ’dır (Arapça Cebel Akra’ ya da latince Casius) (1739 m.).

Hatay’ın en önemli akarsuyu olan Asi nehri (Orontes) Lübnan daÄŸları ve Anti-Lübnan daÄŸları arasındaki Bekaa vadisinde kaynayan akarsuların birleÅŸmesiyle oluÅŸur, Suriye topraklarından geçerek ilin güneydoÄŸu sınırlarından girer ve SamandaÄŸ yakınlarında delta oluÅŸturarak Akdeniz’e dökülür.

Amik ovası’nın orta kısımlarında yer alan Amik gölü 1970li yıllarda tamamen kurutulmuÅŸ ve tarıma açılmıştır. diÄŸer önemli göller ise Gölbaşı ve YeniÅŸehir gölüdür.

Amik Ovası ilin en önemli düzlüğüdür, bu topraklarda tarım oldukça gelişmiştir. diğer önmli düzlükler ise Dörtyol ovası, Arsuz, Payas, İskenderun ve Erzin ovasıdır.

İlin büyük kesimi Akdeniz ikliminin etkisi altındadır. ancak yükselti ve karasallığa baÄŸlı olarak çeÅŸitli farklılıklar da mevcuttur. genel olarak kışlar ılık ve yağışlı yazlar sıcak ve kurak geçer.yıllık yağış tutarı il merkezi Antakya’da 1173.4 mm., İskenderun’ da 785 mm. dir.

Maden varlığı açısından önemli kaynaklara sahip olmamakla birlikte il genelinde krom,demir,bakır ve kurÅŸun yatakları mevcuttur. ayrıca Yayladağı ilçesi yakınlarında ismi “Hatay Gülü” olarak bilinen renkli bir mermer türü çıkarılır.

İl merkezi Antakya olmakla beraber ilin en büyük kenti İskenderun’dur.

Hatay Türkiye’nin en önemli eski yerleÅŸim yerlerinden biridir. Yapılan arkeolojik araÅŸtırmalarda milattan önce 100.000 ile 40.000 yılları arasına tarihlenen bulgulara ulaşılmıştır. İl toprakları ilk tunç çağından itibaren Akat beyliÄŸi ve M.Ö. 1800-1600 yıları arasında Yamhad krallığına baÄŸlı bir beyliÄŸin sınırları içerisinde yer almıştır. Daha sonra M.Ö. 17. yüzyıl sonlarında Hititler’in ve M.Ö. 1490 yıllarında Mısır’ın egemenliÄŸine girmiÅŸtir. Ardından Urartular, Asurlular ve Persler’in egemenliÄŸine girdi.

M.Ö. 300 yılında Antakya kurulmuÅŸ ve kent hızla geliÅŸmiÅŸtir.kent M.Ö. 64 yılında Roma İmparatorluÄŸu’na katılmış ve imparatorluÄŸun Suriye eyaletinin baÅŸkenti olmuÅŸtur.

İl toprakları M.S. 638 yılında islam ordusu tarafından fethedilmiÅŸ, Emevi ve Abbasi egemenliÄŸinde kalmıştır. Daha sonra 877 de TolunoÄŸulları’nın fethettiÄŸi topraklar sırayla IhÅŸitler ve Selçuklular tarafından yıkılan Halep merkezli HamdanoÄŸulları (Beni Hamdan) egemenliÄŸine girdi. 969 yılında Bizans İmparatorluÄŸunun topraklarına katılan il Haçlı seferleri sırasında da önemli rol oynamıştır.

Antakya Memluklar tarafınmdan Haçlıların elinden alınmıştır(18 Mayıs 1268). 1516′da Yavuz Sultan Selim bu toprakları ele geçirmiÅŸ ve Osmanlı dönemi baÅŸlamıştır.

I. Dünya Savaşının ardından Fransızların iÅŸgal ettiÄŸi il topraklarında 2 Eylül 1938′de günü Hatay Cumhuriyeti kurulmuÅŸtur. CumhurbaÅŸkanı Tayfur Sökmen, baÅŸbakanı Abdurrahman Melek, milli marşı İstiklal Marşı olmuÅŸtur.

26 Haziran 1939 yılında Türkiye’ye ilhak kararı alınmıştır.

İlin yüksek öğretim merkezi Mustafa Kemal Üniversitesi’dir. Çok uzun bir süre boyunca bir arada yaÅŸamayı öğrenmiÅŸ etnik kökenleri, dinleri farklı birçok topluluÄŸa ev sahipliÄŸ yapan Hatay ili UNESCO barış kenti seçilmiÅŸtir.

Tarihi ve turistik mekanlar açısından da zengin olan ilde dünyanın ikinci büyük mozaik kolleksiyonunu barındıran Hatay Arkeoloji Müzesi bulunmaktadır.

Dünyanın ilk mağara kiliselerinden biri olan Saint Pierre Kilisesi hristiyanlarca hac yeri olarak kabul edilmekte ve her yıl burada 29 Haziran günü Katolik Kilisesince ayin düzenlenmektedir.

Hatay, Türkiye Cumhuriyeti’nin en kozmopolit illerinden birisidir. Çokkültürlü yapısını tarih boyunca kormumuÅŸ olan ilde aynı ulusa mensup birden fazla dini cemaat bile bulunmaktadır. En büyük nüfusa sahip alevi araplar ve sünni türklerin yanında, alevi türkler,azda olsa sünni araplar,Hristiyan Ortodoks ve Hristiyan Protestan Araplar, Maruni Araplar, Ermeniler ve diÄŸer küçük topluluklar Hatay’ın çokkültürlü yapısının dinamiklerini oluÅŸtururlar.