Posted by admin @ 7:12 pm
Shelved under ÇANKIRITATİLİ

GENEL BİLGİLER
Yılın yarısında karlarla kaplı yüce dağları, topraklarının üçte birini kaplayan ormanları, kamp, karavan, yaya ve atlı yürüyüş, bisiklet, fotoğrafçılık ve avcılık gibi pek çok turizm çeşidine elverişli yaylaları, zengin termal kaynakları ve içmeleri, yüzyıllardır yaşatılan kültürel değerleri, sevecen insanları ve geleneksel konukseverliği ile doğayla baş başa kalmak ve şehir hayatından uzaklaşmak isteyenler için idealdir.
İLÇELER:
Çankırı ilinin ilçeleri; Atkaracalar, Bayramören, ÇerkeÅŸ, Eldivan, Eskipazar, Ilgaz, Kızılırmak, Korgun, KurÅŸunlu, Orta, Ovacık, Åžabanözü ve Yapraklı’dır.
Cami ve Türbeler
Çankırı’da buluna türbeler Emir Karatekin Bey Türbesi ve Hacı Murad-ı Veli Türbesidir.

TaÅŸ Mescit: (Cemaleddin Ferruh Darülhadisi) Çankırı’da Selçuklu Dönemi’nden kalma en önemli yapıdır. İki ayrı yapıdan oluÅŸan eserin ÅŸifahane kısmı, Anadolu Selçuklu Hükümdarı KeyhüsrevoÄŸlu I. Alaadin Keykubat zamanında Çankırı Atabeyi Cemaleddin Ferruh tarafından Miladi 1235 yılında yaptırılmıştır. Åžifahaneye 1242 yılında bir de darulhadis kısmı ilave edilmiÅŸtir.
Yapının plastik sanatlar bakımından önemi ise, üzerinde yer alan iki adet figürlü parçadan meydana gelmektedir. Bunlardan biri sürekli yayınlara konu olmuÅŸ ve üzerinde durulmuÅŸtur. 100×25 cm ebatlarındaki bu kabartmanın özelliÄŸi, gövdeleri birbirine dolanan iki ejder (yılan) motifidir. Ejderlerin baÅŸları birbirine karşılıklı gelecek ÅŸekilde biçimlendirilmiÅŸtir. Günümüzde “Tıp Sembolü” olarak kullanılan kabartmanın orjinali kaybolmuÅŸ olup aslına uygun olarak yaptırılan yenisi yerine konulmuÅŸtur.
Halk arasında su içen yılan olarak da isimlendirilen ikinci parça diÄŸerinin aksine alçak kabartma ÅŸeklinde olmayıp baÅŸlı başına bir heykel görünümündedir. Darulhadis’te kullanılan gözenekli taÅŸtan yapılmış olan parça kupa ÅŸeklinde olup gövdesine bir yılan sarılmakta ve üst kısmında uzantı yaparak sonuçlanmaktadır. Bu motif ise günümüzde “Eczacılık Sembolü” olarak kullanılmakta ve halen Çankırı Müzesi’nde sergilenmektedir.

Büyük Camii: (Ulu-Sultan Süleyman Camisi) Mimar Sinan Dönemi eserlerinden olan cami, Büyük Osmanlı Hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle Sadık Kalfa tarafından inÅŸa edilmiÅŸtir,
Medreseler
Osmanlı Döneminde, ülkenin her tarafında olduÄŸu gibi Çankırı’da da okumaya ve ilme büyük önem verilmiÅŸ ve birçok medrese kurulmuÅŸtur. Bugün Büyük Camii’nin doÄŸusunda bulunan ÇivitçioÄŸlu Medresesi ile BuÄŸday Pazarı Camii bahçesindeki BuÄŸday Pazarı Medresesi XVII. yüzyıldan günümüze kadar ulaÅŸan eserlerdendir
MaÄŸaralar
Çankırı’nın yaklaşık 20 km doÄŸusunda yeralan Tuz MaÄŸarası, kayatuzu yataklarının iÅŸletilmesi maksadıyla açılmış olup bugün nispeten dar giriÅŸinin devamında modern karayolu tünellerini andıran birçok galeriden meydana gelmiÅŸ ilginç ve büyük bir maÄŸaradır.
Müzeler
Çankırı Müzesi: Çankırı Müzesi’nde Neolitik, Kalkolitik, Eski Tunç, Hitit, Firig, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserlerinin sergilenmesi ve tanıtımı yapılmaktadır.
Müzenin teşhir salonunda arkeolojik ve etnolojik eserler birlikte sergilenmektedir. Arkeoloji bölümünde Eski Tunç, Hitit, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait eserler bulunmaktadır. Etnografya bölümünde ise Çankırı ve çevresine ait çeşitli dokumalar, el işlemeleri, hat sanatı örnekleri, baskı kalıpları, kıyafetleri, silahlar, süs eşyaları ile günlük hayatta kullanılmış olan çeşitli eserler teşhir edilmektedir.
Müze Tel : (+90-376)213 02 04
Adres : Atatürk Bulvarı 100. Yıl Kültür Merkezi Kat: 2
Örenyerleri
Cendere (Salman) Höyük: Ilgaz ilçesinin güneydoÄŸusunda, Çankırı-Kastamonu karayolunun kenarında bulunan Cendere Köyü’ndedir. Bölgedeki anıtsal yapılar, Devrez Çayının güneyinde kayalık, yüksekçe bir tepenin doÄŸuya bakan yamaçlarındadır. Burada çok sayıda insan eliyle oyulmuÅŸ maÄŸaralar, kaya mezarları, kaya kilisesi olabileceÄŸi tahmin edilen tapınak ve amacı tam olarak bilinmeyen oyuklar bulunmaktadır. Burasının, dini törenlerin yapıldığı ve muhtemelen Höyükle baÄŸlantılı, kutsal kabul edilen alanlardan olduÄŸu tahmin edilmektedir. Kaya tapınakları, ulaşım yollarının geçtiÄŸi sarp ve dar geçitlere, kervanların, talancı eÅŸkıyadan korunması amacıyla ibadet ve dua etmek için yapılmıştır.
Sakaeli Kaya Mezarları: Genel olarak Roma ve Bizans Dönemlerine ait olduÄŸu tahmin edilen bu mezarlar, Çankırı’ya 69 km mesafedeki Orta ilçesinin 8 km kuzeydoÄŸusunda yer alan Sakaeli Köyü’ndedir.
Çankırı Kalesi: Şehrin kuzeyinde küçük bir tepe üzerine kurulmuştur. Romalılar, Bizanslılar, Danişmentliler, Selçuklular ve Osmanlılar dönemlerinde sağlamlığıyla ünlü yapıdan günümüze, birkaç sur kalıntısından başka bir şey kalmamıştır.
NE YENİR?
Çankırı’nın yöresel yemekleri etli hamur(mantı), tarhana çorbası, gözleme, cızlama, güveç, pıhtı, harmandaşı, fit fit aşı, cevizli hamur, çeç böreÄŸi, mıhlama, keÅŸkek, çalma, çekme helvası, baklava olarak sayılabilir.
YAPMADAN DÖNME
Kış aylarında Doruk Mevkiinde kayak yapmadan,
Ilgaz Dağı Milli Parkını görmeden,
Çankırı Müzesini gezmeden,
…Dönmeyin.

Posted by admin @ 2:32 pm
Shelved under ÇANKIRITATİLİ

 

GENEL BİLGİLER
Yılın yarısında karlarla kaplı yüce dağları, topraklarının üçte birini kaplayan ormanları, kamp, karavan, yaya ve atlı yürüyüş, bisiklet, fotoğrafçılık ve avcılık gibi pek çok turizm çeşidine elverişli yaylaları, zengin termal kaynakları ve içmeleri, yüzyıllardır yaşatılan kültürel değerleri, sevecen insanları ve geleneksel konukseverliği ile doğayla baş başa kalmak ve şehir hayatından uzaklaşmak isteyenler için idealdir.
İLÇELER:
Çankırı ilinin ilçeleri; Atkaracalar, Bayramören, ÇerkeÅŸ, Eldivan, Eskipazar, Ilgaz, Kızılırmak, Korgun, KurÅŸunlu, Orta, Ovacık, Åžabanözü ve Yapraklı’dır.
Cami ve Türbeler
Çankırı’da buluna türbeler Emir Karatekin Bey Türbesi ve Hacı Murad-ı Veli Türbesidir.

TaÅŸ Mescit: (Cemaleddin Ferruh Darülhadisi) Çankırı’da Selçuklu Dönemi’nden kalma en önemli yapıdır. İki ayrı yapıdan oluÅŸan eserin ÅŸifahane kısmı, Anadolu Selçuklu Hükümdarı KeyhüsrevoÄŸlu I. Alaadin Keykubat zamanında Çankırı Atabeyi Cemaleddin Ferruh tarafından Miladi 1235 yılında yaptırılmıştır. Åžifahaneye 1242 yılında bir de darulhadis kısmı ilave edilmiÅŸtir.
Yapının plastik sanatlar bakımından önemi ise, üzerinde yer alan iki adet figürlü parçadan meydana gelmektedir. Bunlardan biri sürekli yayınlara konu olmuÅŸ ve üzerinde durulmuÅŸtur. 100×25 cm ebatlarındaki bu kabartmanın özelliÄŸi, gövdeleri birbirine dolanan iki ejder (yılan) motifidir. Ejderlerin baÅŸları birbirine karşılıklı gelecek ÅŸekilde biçimlendirilmiÅŸtir. Günümüzde “Tıp Sembolü” olarak kullanılan kabartmanın orjinali kaybolmuÅŸ olup aslına uygun olarak yaptırılan yenisi yerine konulmuÅŸtur.
Halk arasında su içen yılan olarak da isimlendirilen ikinci parça diÄŸerinin aksine alçak kabartma ÅŸeklinde olmayıp baÅŸlı başına bir heykel görünümündedir. Darulhadis’te kullanılan gözenekli taÅŸtan yapılmış olan parça kupa ÅŸeklinde olup gövdesine bir yılan sarılmakta ve üst kısmında uzantı yaparak sonuçlanmaktadır. Bu motif ise günümüzde “Eczacılık Sembolü” olarak kullanılmakta ve halen Çankırı Müzesi’nde sergilenmektedir.

Büyük Camii: (Ulu-Sultan Süleyman Camisi) Mimar Sinan Dönemi eserlerinden olan cami, Büyük Osmanlı Hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle Sadık Kalfa tarafından inÅŸa edilmiÅŸtir,
Medreseler
Osmanlı Döneminde, ülkenin her tarafında olduÄŸu gibi Çankırı’da da okumaya ve ilme büyük önem verilmiÅŸ ve birçok medrese kurulmuÅŸtur. Bugün Büyük Camii’nin doÄŸusunda bulunan ÇivitçioÄŸlu Medresesi ile BuÄŸday Pazarı Camii bahçesindeki BuÄŸday Pazarı Medresesi XVII. yüzyıldan günümüze kadar ulaÅŸan eserlerdendir
MaÄŸaralar
Çankırı’nın yaklaşık 20 km doÄŸusunda yeralan Tuz MaÄŸarası, kayatuzu yataklarının iÅŸletilmesi maksadıyla açılmış olup bugün nispeten dar giriÅŸinin devamında modern karayolu tünellerini andıran birçok galeriden meydana gelmiÅŸ ilginç ve büyük bir maÄŸaradır.
Müzeler
Çankırı Müzesi: Çankırı Müzesi’nde Neolitik, Kalkolitik, Eski Tunç, Hitit, Firig, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserlerinin sergilenmesi ve tanıtımı yapılmaktadır.
Müzenin teşhir salonunda arkeolojik ve etnolojik eserler birlikte sergilenmektedir. Arkeoloji bölümünde Eski Tunç, Hitit, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait eserler bulunmaktadır. Etnografya bölümünde ise Çankırı ve çevresine ait çeşitli dokumalar, el işlemeleri, hat sanatı örnekleri, baskı kalıpları, kıyafetleri, silahlar, süs eşyaları ile günlük hayatta kullanılmış olan çeşitli eserler teşhir edilmektedir.
Müze Tel : (+90-376)213 02 04
Adres : Atatürk Bulvarı 100. Yıl Kültür Merkezi Kat: 2
Örenyerleri
Cendere (Salman) Höyük: Ilgaz ilçesinin güneydoÄŸusunda, Çankırı-Kastamonu karayolunun kenarında bulunan Cendere Köyü’ndedir. Bölgedeki anıtsal yapılar, Devrez Çayının güneyinde kayalık, yüksekçe bir tepenin doÄŸuya bakan yamaçlarındadır. Burada çok sayıda insan eliyle oyulmuÅŸ maÄŸaralar, kaya mezarları, kaya kilisesi olabileceÄŸi tahmin edilen tapınak ve amacı tam olarak bilinmeyen oyuklar bulunmaktadır. Burasının, dini törenlerin yapıldığı ve muhtemelen Höyükle baÄŸlantılı, kutsal kabul edilen alanlardan olduÄŸu tahmin edilmektedir. Kaya tapınakları, ulaşım yollarının geçtiÄŸi sarp ve dar geçitlere, kervanların, talancı eÅŸkıyadan korunması amacıyla ibadet ve dua etmek için yapılmıştır.
Sakaeli Kaya Mezarları: Genel olarak Roma ve Bizans Dönemlerine ait olduÄŸu tahmin edilen bu mezarlar, Çankırı’ya 69 km mesafedeki Orta ilçesinin 8 km kuzeydoÄŸusunda yer alan Sakaeli Köyü’ndedir.
Çankırı Kalesi: Şehrin kuzeyinde küçük bir tepe üzerine kurulmuştur. Romalılar, Bizanslılar, Danişmentliler, Selçuklular ve Osmanlılar dönemlerinde sağlamlığıyla ünlü yapıdan günümüze, birkaç sur kalıntısından başka bir şey kalmamıştır.
NE YENİR?
Çankırı’nın yöresel yemekleri etli hamur(mantı), tarhana çorbası, gözleme, cızlama, güveç, pıhtı, harmandaşı, fit fit aşı, cevizli hamur, çeç böreÄŸi, mıhlama, keÅŸkek, çalma, çekme helvası, baklava olarak sayılabilir.
YAPMADAN DÖNME
Kış aylarında Doruk Mevkiinde kayak yapmadan,
Ilgaz Dağı Milli Parkını görmeden,
Çankırı Müzesini gezmeden,
…Dönmeyin.

Posted by admin @ 9:05 am
Shelved under ÇANKIRITATİLİ

TarihiÇankırı’nın adı, Batılı kimi gezginler tarafından “Çangırı” ya da “Çengiri” biçiminde yazılmıştır. Kent eski Gangra adlı kentin yerinde kurulmuÅŸtur. Önceleri Paphlagonia’ya baÄŸlıydı. Sonra Pontus devletine, ardından da Galatia’ya baÄŸlandı. Galatia hükümdarı Deiotarus, Gangra’yı merkez yaptı. M.Ö. 25′te Roma imparatorluÄŸunun topraklarına katılan yöre, Bizanslılar zamanında bir ara sürgün yeri idi. Kimi kaynaklarda anılan Germanikopolis kentinin Gangra olduÄŸu sanılıyor. Emeviler zamanında İslam orduları birkaç kez saldırdılarsa da bu kaleyi ele geçiremediler.

Çankırı ve çevresi, 1071 Malazgirt zaferinden sonra Danışmendoğullarınca ele geçirildi.

Selçukluların Malatya’da tutsak edilip Niksar kalesine kapattıkları Antakya hükümdarı Bohemond’u kurtarmak için 1101′de İstanbul’dan yola çıkan Raymond de Toulouse komutasındaki Haçlı Ordusu Ankara’yı aldıktan sonra Çankırı’ya yöneldiyse de kaleye giremediler. Amasya yakınlarında Selçuklu ordusuyla karşı karşıya gelen Haçlı Ordusu, bozguna uÄŸradı. 1134′te Bizans İmparatoru Ioannes Komnenos ÅŸiddetli çarpışmalardan sonra kaleyi ele geçirebildiyse de, o döndükten sonra Danışmendliler kenti geri aldılar. Daha sonra yöreye Selçuklular egemen oldular. I. Murad zamanında Çankırı ve çevresi Osmanlı topraklarına katıldı. Timur, 1402′de Çankırı’yı eski sahiplerine verdiyse de, 1439′da I. Mehmet geri aldı.

Osmanlı döneminde yönetim bakımından anadolu eyaletine baÄŸlı bir Livanın merkezi olan Çankırı, Cumhuriyetin ilanından önce Kastamonu vilayetine baÄŸlı bir sancağın merkezi idi. KurtuluÅŸ Savaşı sırasında İnebolu üzerinden İstanbul’dan Ankara’ya yapılan malzeme ve insan naklinde Çankırı önemli bir aracı merkez rolünü oynamıştır. Cumhuriyet döneminde il merkezi haline getirilmiÅŸtir.

19. yüzyılın sonunda yaklaşık 16 bin olduÄŸu tahmin edilen nüfusunu, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında 10 binin altına düştüğü görüldü. (1927′de 8.847). Ancak 1940′da 10 bini yeniden aÅŸabilen (10.235) nüfus 1970′te 25 bini geçti (26.124). 1990′da da 45.496′ya ulaÅŸtı.

İlin merkezi olan Çankırı kenti, Kızılırmak’ın kolları Acıçay ile Tatlıçay’ın birleÅŸtiÄŸi yerde kurulmuÅŸtur. Deniz yüzeyinden 700-800 m. yüksekliktedir. Çankırı çok eskiden bir kale kentiydi. Kent, sonraları sırtını kaleye dayayarak, güneye doÄŸru yayıldı. Günümüzde, Tatlıçay’ın her iki yakasına serpilmiÅŸ durumdadır. Kalenin eteklerindeki mahalleler, kentin çekirdeÄŸini oluÅŸturur. Bu mahalleler dar sokaklıdır. Kentin yeni kesimleri ise, daha modern görünüşlüdür.

CoÄŸrafi Konumu

Orta Anadolu’nun kuzeyinde, Kızılırmak ile Batı Karadeniz ana havzaları arasında yer alan Çankırı, 40° 30′ ve 41º kuzey enlemleri ile 32° 30′ ve 34º doÄŸu boylamları arasında yer almaktadır. İlin komÅŸuları batıda Bolu, kuzeybatıda Karabük, kuzeyde Kastamonu, doÄŸuda Çorum ve güneyde Ankara ile Kırıkkale’dir. Denizden yüksekliÄŸi 723 metre olup, ülke topraklarının %o 94′lük bölümünü oluÅŸturan toplam 7.388 Km²’lik bir alana sahiptir.

İklimi, Bitki Örtüsü ve Yabani Hayat

Çankırı’da genellikle İç Anadolu ya özgü iklim etkisi görünmektedir. Merkez,Ilgaz ve Yapraklı ilçelerinde kışlar serin, yazlar ılık geçerken, ÇerkeÅŸ ilçesinde kışlar soÄŸuk, yazlar ise serin geçmektedir.

İlin en fazla yağış alan ilçesi, Yapraklı’dır. Yapraklı’da hemen hemen her mevsim yağış gözlemlenir. Merkezden, güneye doÄŸru gidildikçe iklim ve bitki örtüsünde deÄŸiÅŸiklik ve zayıflama görünmektedir. AraÅŸtırmalar sonucu, il topraklarının 2-3 yıl öncesine kadar bazı tuzlu bölgeler hariç, ormanlarla kaplı olduÄŸu belirlenmiÅŸtir. Ne var ki, tarla açmak amacıyla yapılan bilinçsiz kesimler, hayvan otlatmak için ormanlardan yararlanılması, müdahale imkanı olmayan orman yangınları ve iklim deÄŸiÅŸiklikleri yüzünden, bu orman bölgelerinin büyük çoÄŸunluÄŸu yok olmuÅŸtur.

İlin, bütün bu tahribattan sonra geriye kalan ormanları, Ilgaz ilçesi başta olmak üzere Elaman, Eğirova, Ovacık, Düvenlik, Ilısılık, Yapraklı, Sarıkaya, Karakaya ve Erikli Dağları ve çevresindedir.İldeki bitki örtüsünün üst florasını oluşturan iğne yapraklı ağaçlar, özellikle de karaçam, sarıçam, ardıç, meşe, ladin ve köknar gibi orman ağaçlarıyla ahlat ve kızılcık ağaçlarıdır. Bitki örtüsünün alt florasında ise hububat, yemlik ve yemeklik baklagiller ile ayrıkotu, devedikeni ve yumak gibi bitkiler bulunmaktadır. Ayrıca akarsular boyunca söğüt ve kavak ağaçları ile zengin meyve bahçelerine de rastlanmaktadır.

İlde rastlanan başlıca av hayvanları, kurt, tilki, tavşan ve sincaptır. Uzun yıllar düzenli mücadele edilmediği için, yaban domuzu sayısından belirgin bir artış olmuştur. Fakat son yıllarda yapılan düzenli ve etkin mücadeleler nedeniyle, yaban domuzu sayısında belirgin bir azalma sağlanmıştır.

Toprak Yapısı

Genellikle çıplak dağlarla kaplı olan Çankırı toprakları, şiddetli erozyon tehdidi altındadır.Bu yüzden il toprakları, tarımsal amaçla kullanılmamaktadır.Bu topraklar sadece hayvan otlatmada kullanılır.

Çankırı ili sınırları içerisinde alüvyal, kolüvyal, kestane renkli, kahverengi orman ve kireçsiz kahverengi orman toprakları olmak üzere toplam beş tür toprak bulunmaktadır.

Kültürü

Çankırı’nın, Çankırılı’nın kültür yapısı, gelenek ve görenekleri, kültürel altyapıyı oluşturan folklorik öğeleri incelendiğinde büyük bir birikimin olduğu görülür. Bu birikimin temelinde uzun yıllar boyunca bu topraklarda yaşamış olan çeşitli milletlerin izleri vardır. Diğer taraftan asırlardır bu topraklarda yaşayan Türkler, kökleri anayurtları olan Orta Asya’ya uzanan bir takım adet ve ananelerini yaşatmayı ve gelecek kuşaklara bırakmayı başarabilmişlerdir.

Türklerin Çankırı ve civarını fethetmesinden bugüne kadar geçen süreçte bölge işgale uğramamış, etnik yapısının temelini oluşturan ağırlıklı Türk nüfusta hiçbir değişiklik olmamış, ticaret yollarından ve limanlardan uzakta oluşu sebebiyle de bölge insanı çok kültürlülükten daha çok tek- kültürlü bir toplum olma özelliğini korumuştur.

Çankırı, olanakların kısıtlı olmasına ve altyapı yetersizliÄŸine raÄŸmen kültürel etkinliklere sürekli sahne olan bir ÅŸehrimizdir. İl Kültür Müdürlüğü’nün öncülüğünde ve çeÅŸitli kurumların katkılarıyla konser, tiyatro, gösteri, panel vb. etkinlikler düzenlenmekte, Çankırılılar’ın sosyal ve kültürel ihtiyaçlarının karşılanmasına çalışılmaktadır.

Bu çalışmalar doğrultusunda, 1998 yılında ilde 2 açık oturum, 14 toplantı, 7 gösteri, 5 konferans, 4 panel, 1 seminer, 3 sempozyum düz enlenmiş, 2 kurs ve 11 sergi açılmış, 13 tiyatro oyunu sahneye konmuş ve 3 konser gerçekleştirilmiştir.

Çankırı’da kültür hareketlerinin bir merkezi de kütüphanelerdir. Halen il genelinde bulunan 10 kütüphane ile bir gezici kütüphane, okuyucularına başta ödünç kitap verme olmak üzere her türlü hizmeti sunmaktadır.

100. Yıl Kültür Merkezi’nde bulunan Çankırı Kütüphanesi ise 40.000’e yaklaşan kitap koleksiyonu ile hem Çankırılı kitapseverlere, hem de öğrencilere geniş olanaklar sunmaktadır. Kütüphanede bulunan 112 adet yazma eser ise koruma altına alınmış olup araştırmacıların hizmetine sunulmaktadır. Merkezdeki kütüphane dışında Eldivan, Şabanözü, Atkaracalar, Bayramören, Çerkeş, Kurşunlu, Ilgaz, Orta, Korgun, Kurşunlu ve Yapraklı kütüphanelerinde de okuyucular kitapla buluşmaktadır.

Küçük ama şirin olmayan bir tanımlamada kendine yer bulabilen anadolu kenti. Devletle kurulmuş bağın nasıl kurulduğu ve ne şekilde bu kadar güçlendiğine dair fikir sahibi olunamamktadır. Kalkınma yalanlarının en çok uygulanması gereken bu şehir insanları, devlete karşı gelmeyi tanrıya karşı gelmekle bir tutmaktadırlar. İçine kapanık yapısından belki de her kesimin hoşnut olması da bir sürü soru işaretini beraberinde getirir. Gençler yapacak birşeyler bulamamanın sıkıntısını dahi yaşayamamakta, sosyal yaşamlarını birbirlerine endekslemektedirler. Bunun yanı sıra temiz bir şehirdir. Sokaklar her daim temizlenmektedir. Ayrıca şehit verme oranının en yüksek olduğu yerlerden biridir.